İlişki seçimlerimizde kendimizi sık sık “Neden hep aynı tip insanlar beni buluyor?” ya da “Neden beni üzen kişilere karşı konulamaz bir çekim hissediyorum?” sorusunu sorarken buluruz. Bu durum bir tesadüf değil, psikoloji literatüründe “Şema Kimyası” olarak adlandırılan güçlü bir bilinçdışı mekanizmanın sonucudur.
İşte bu döngünün bilimsel işleyişi ve neden hep “yanlış” kapıları çaldığımızın analizi:
Şema Nedir? Zihnimizdeki Erken Dönem Haritalar
Şemalar, çocukluk ve ergenlik döneminde, temel ihtiyaçlarımızın (güven, sevgi, özerklik) karşılanma biçimine göre oluşan zihinsel kalıplardır. Eğer çocukken yeterince görülmediysek “Kusurluluk”, terk edildiysek “Terk Edilme”, sürekli eleştirildiysek “Yetersizlik” şemaları geliştiririz.
Bu şemalar, yetişkinlikte dünyayı ve ilişkileri algıladığımız birer gözlük camı haline gelir. Ancak bu camlar çoğu zaman gerçeği büker; biz dünyayı olduğu gibi değil, şemalarımızın bize sunduğu gibi görürüz.
Şema Kimyası: Tehlikeli Bir Çekim
Şema kimyası, çocukluktaki duygusal acılarımızı bize hatırlatan kişilere karşı hissettiğimiz o yoğun, adeta “elektriklenme” benzeri çekimdir. Bilimsel olarak bakıldığında bu bir paradokstur: Canımızı yakacak olanı, en tanıdık olduğu için seçeriz.
- Tanıdıklık İlkesi: İnsan beyni “mutluluktan” ziyade “tanıdıklığı” arar. Eğer sevgiyi ancak “çaba sarf ederek” veya “eleştirilerek” aldıysanız, size nazik ve tutarlı davranan bir partner size “sıkıcı” gelebilir. Beyniniz, çocukluktaki o tanıdık kaosu (şema aktivasyonu) “aşk” ile karıştırır.
- Tamamlama Çabası: Bilinçaltımız, çocuklukta yarım kalan o hikayeyi bu kez “farklı bitirmek” ister. Sizi ihmal eden bir babanız varsa, yetişkinlikte duygusal olarak ulaşılmaz birine aşık olup onu “değiştirmeye” çalışırsınız. Bu, eski bir yarayı iyileştirme çabasıdır; ancak genellikle aynı senaryonun tekrarıyla sonuçlanır.
Nörobiyolojik Arka Plan: Beyin Neden Yanılır?
Şema kimyası aktive olduğunda, beynimizin mantıksal analiz yapan bölgesi (Prefrontal Korteks) adeta devre dışı kalır. Duygusal hafıza ve korku merkezi olan Amigdala ise aşırı uyarılır.
Bu uyarılma, partnerin yanındayken duyulan yoğun heyecanı (kalp çarpıntısı, mide krampları) tetikler. Kişi bu bedensel tepkileri “büyük bir aşkın kanıtı” sanabilir; oysa çoğu zaman bu, şemaların yarattığı bir “tehdit ve aşinalık” sinyalidir. Beyin, geçmişteki hayatta kalma mekanizmalarını devreye sokar ve bizi o kişiye doğru iter.
Bu Döngüden Nasıl Çıkılır?
“Yanlış” partner seçimleri bir kader değil, bir öğrenilmişliktir. Bu döngüyü kırmak için şu adımlar izlenir:
- Şemaları Tanımlamak: Hangi duygusal tuzağa (örneğin: “boyun eğicilik” veya “duygusal yoksunluk”) sahip olduğunuzu bilimsel bir titizlikle keşfetmek.
- Sağlıklı “Sıkıcılık” ile Barışmak: Şema kimyası devreye girmediğinde hissedilen o “heyecansızlık” hissinin aslında güvenli bir liman olabileceğini fark etmek.
- Yetişkin Modunu Güçlendirmek: Karar verirken çocukluktaki yaralı parçanın değil, bugünkü yetişkin ve mantıklı parçanın (Sağlıklı Yetişkin Modu) devrede kalmasını sağlamak.
Sıkça Sorulan Sorular
- Neden sadece “zor” insanlar ilgimi çekiyor? Çünkü zihniniz sevgiyi bir “kazanım” veya “mücadele” olarak kodlamış olabilir. Şema kimyası, kolayca ulaşılan sevgiyi “değersiz” olarak algılamanıza neden olur.
- Bu durumu terapiyle değiştirmek mümkün mü? Evet. Şema Terapi ve Bilişsel Davranışçı yaklaşımlar, bu kalıpları fark edip yerine daha işlevsel ve güvenli ilişki modelleri koymanıza yardımcı olur.
- Partnerimi değiştirsem döngü kırılır mı? Partneri değiştirmek sadece oyuncuyu değiştirir. Kendi içsel şemanızı dönüştürmediğiniz sürece, zihniniz yeni insanlarda eski dinamikleri aramaya devam edecektir.