Özgüven, bireyin dünya üzerinde kapladığı alanı sahiplenme ve kendi varlığına duyduğu temel güvendir. Ancak pek çok kişi için bu güven, üzerine kalın örtüler serilmiş, ışığı sönmüş bir fener gibidir. Özgüven eksikliği sadece bir “çekingenlik” hali değil; bireyin kendi potansiyeline, yeteneklerine ve hak ettiği sevgiye dair geliştirdiği kısıtlayıcı bir inanç sistemidir. Terapi süreci, bu kısıtlayıcı inançların kökenine inerek, sönmüş olan o içsel feneri bilimsel yöntemlerle yeniden yakma yolculuğudur.
Görünmez Prangalar: Geçmişin İçselleştirilmiş Sesleri
Çağdaş psikanalitik yaklaşıma göre özgüven, boşlukta oluşmaz; ötekinin gözünde nasıl yankılandığımızla şekillenir. Eğer bireyin erken dönem yaşantılarında “yeterlilik” ve “kabul” aynaları kırıksa, kişi yetişkinliğinde bu kırıkları kendi zihninde taşımaya devam eder.
Bir yapının temeli zayıfsa, üst katlara eklenen her dekoratif parça sarsıntıda yıkılma riski taşır. Özgüven eksikliği de tam olarak budur: Dışarıdan bakıldığında başarılı, donanımlı veya sosyal görünen bir birey, iç dünyasındaki o zayıf temel (erken dönem değersizlik şemaları) nedeniyle en ufak bir eleştiride yıkılma korkusu yaşar. Nesne ilişkileri kuramı, bu durumu “sahte kendilik” ile “gerçek kendilik” arasındaki uçurum olarak tanımlar. Terapi, bu temeli güçlendirerek, bireyin başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi içsel onay mekanizmasını kurmasını sağlar.
Kendi Sesini Bulmak: Bilişsel Esneklik ve Öz-Şefkat
- nesil terapiler, özellikle Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), özgüven eksikliğini bireyin kendi düşünceleriyle fazla “özdeşleşmesi” olarak ele alır. Zihnimiz bazen en sert yargıcımız haline gelir; bize yetersiz olduğumuzu, hata yapmamamız gerektiğini veya başkalarının bizden daha iyi olduğunu fısıldar.
Bu durumu bir radyo yayınına benzetebiliriz: Arka planda sürekli çalan “değersizlik” frekansı, sizin hayatınızın ana müziği haline gelmiş olabilir. Terapi, o radyoyu kapatmayı değil, onun sadece bir yayın olduğunu ve sizin bu yayından çok daha fazlası olduğunuzu fark etmenizi sağlar. Bilimsel araştırmalar, bireyin kendi hatalarına karşı “öz-şefkat” geliştirmesinin, beynin stres yanıtını (amigdala) sakinleştirdiğini ve sosyal etkileşimlerden sorumlu olan prefrontal korteksi daha işlevsel kıldığını kanıtlamaktadır. Özgüven, mükemmel olmak değil; mükemmel olmama özgürlüğünü kendine tanıyabilmektir.
Kalıcı Dönüşüm: Ankara’da Bütüncül Bir Yaklaşım
Bireyin kendi değerini keşfetmesi, sadece olumlu düşünmekle (affirmation) mümkün değildir. Bu, hem duygusal bir onarımı hem de bilişsel bir beceri kazanımını gerektirir. Ankara’da yürüttüğümüz özgüven odaklı çalışmalarda şu aşamalar takip edilir:
- Kök Analizi: Kendilik değerini zedeleyen geçmiş yaşantıların ve “içsel eleştirmen”in sesinin hangi döneme ait olduğunun tespiti.
- Psikolojik Dayanıklılık: Başarısızlık korkusu ve sosyal kaygı ile baş etmeyi sağlayan, kanıta dayalı bilişsel araçların uygulanması.
- Değer Odaklı Eylem: Kişinin başkalarını memnun etmek için değil, kendi değerleri doğrultusunda “hayır” diyebilme ve sınır çizme becerisinin geliştirilmesi.
Araştırmalar, bütüncül bir terapi yaklaşımının bireyin özsaygı düzeyini kalıcı olarak yükselttiğini ve sosyal ortamlardaki kaçınma davranışlarını %70 oranında azalttığını göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
- Özgüven sonradan kazanılabilir mi? Evet. Özgüven sabit bir kişilik özelliği değil, geliştirilebilir bir psikolojik kas gibidir. Terapi süreci, bu kasın zayıflamasına neden olan zihinsel engelleri kaldırarak kişinin kendi potansiyelini serbest bırakmasını sağlar.
- Terapi ne kadar sürede etkisini gösterir? Sosyal becerilerin kazanılması ve kısa vadeli baş etme yöntemlerinin öğrenilmesi birkaç seans içinde fark yaratabilir. Ancak kişinin çekirdek inançlarının (ben değersizim, ben yetersizim gibi) dönüşümü daha derinlikli bir çalışma gerektirir.
- Özgüven eksikliği fiziksel belirtiler gösterir mi? Evet; dik duramama, göz temasından kaçınma, topluluk önünde konuşurken çarpıntı veya terleme gibi semptomlar özgüven eksikliğinin bedensel dışavurumlarıdır. Terapiyle bu fiziksel uyarılmışlık hali de regüle edilir.